DUYURU ETKİNLİK

  • Sayın Üyeler,

    Türk Toksikoloji Derneği'nin 15. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 31 Ekim 2017 Salı günü saat 16:00'da Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Konferans Salonu'nda yapılacaktır.
  • blueredProf. Dr. Hilmi ORHAN


    4-7 Eylül 2016 tarihlerinde İspanya-Seville’da TTD tarafından gerçekleştirilen 52nd EUROTOX Congress sırasında yapılan üye ülke delegeleri toplantısında ikinci bir 3 yıllık dönem için EUROTOX Yönetim Kurulu üyeliğine tekrar seçilmiştir.
  • bluered Prof. Dr. Nurşen BAŞARAN

    2-6 Ekim 2016 tarihlerinde Merida-Meksika’da gerçekleştirilen XIV International Congress of Toxicology sırasında yapılan şeçimlerde 2016-2019 yıllarını kapsayan 3 yıllık dönem için Uluslararası Toksikoloji Birliği (International Union of Toxicology, IUTOX) Başkan Yardımcılığına seçilmiştir.

    11 Ekim 2016 tarihi itibari ile Hacettepe Üniversitesi Bilim Kurulu’na üye olarak seçilmiştir.

     
  • IV. Toksikoloji Sempozyumu

    'Toksikolojide Kariyer Günleri' tamamlanmıştır. Özel sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

    PDF olarak görüntüle

  • Doç. Dr. Sevtap AYDIN ödül almıştır

    Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevtap AYDIN Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti-Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi 2016 Yılı Teşvik Ödüllünü almıştır.

  • Prof. Dr. Ahmet AYDIN ödül almıştır

    Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Ahmet AYDIN, TEB Eczacılık Akademisi Bilim Ödülü almaya hak kazanmıştır.

  • Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU ödül almıştır

    Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU, 22-27 Kasım 2016 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşen 33. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda “Erkekoglu P., Feng Y., Ge J., Koçer-Gümüşel B., Trudel L.J., Engalward B.P., Tannenbaum S.R., Wogan G.N. Helicobacter pylori’nin insan gastrik adenokarsinoma hücrelerinde DNA hasarı ve oksidatif stres oluşturucu etkilerinin belirlenmesi ve inorganik selenyumun olası koruyucu etkisi“ isimli sözlü sunum ile Sözlü AKADEMİK HABERLER Ocak 2017 | Sayı 44 | www.turktox.org.tr 19 Sunum Birincilik Ödülü almaya hak kazanmıştır.

    Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU ödül almıştır

    Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU, 22-27 Kasım 2016 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşen 33. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda “Erkekoglu P., Feng Y., Ge J., Koçer-Gümüşel B., Trudel L.J., Engalward B.P., Tannenbaum S.R., Wogan G.N. Helicobacter pylori’nin insan gastrik adenokarsinoma hücrelerinde DNA hasarı ve oksidatif stres oluşturucu etkilerinin belirlenmesi ve inorganik selenyumun olası koruyucu etkisi“ isimli sözlü sunum ile Sözlü AKADEMİK HABERLER Ocak 2017 | Sayı 44 | www.turktox.org.tr 19 Sunum Birincilik Ödülü almaya hak kazanmıştır.

    Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU ödül almıştır

    Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar ERKEKOĞLU, 22-27 Kasım 2016 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşen 33. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda “Erkekoglu P., Feng Y., Ge J., Koçer-Gümüşel B., Trudel L.J., Engalward B.P., Tannenbaum S.R., Wogan G.N. Helicobacter pylori’nin insan gastrik adenokarsinoma hücrelerinde DNA hasarı ve oksidatif stres oluşturucu etkilerinin belirlenmesi ve inorganik selenyumun olası koruyucu etkisi“ isimli sözlü sunum ile Sözlü AKADEMİK HABERLER Ocak 2017 | Sayı 44 | www.turktox.org.tr 19 Sunum Birincilik Ödülü almaya hak kazanmıştır.

  • Uzm. Ecz. Ege ARZUK ödül almıştır

    Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı araştırma görevlisi Uzm. Ecz. Ege ARZUK, 04-07 Eylül 2016 tarihleri arasında İspanya’nın Sevilla kentinde yapılan ‘52nd Congress of European Societies of Toxicology’ kongresinde sunduğu “Arzuk E., Karakuş F., Ergüç A., Orhan H. Biotransformation of clozapine by microsomal and mitochondrial fractions of mouse liver and heart: Organ-specific bioactivation as a possible cause of cardiotoxicity. Toxicology Letters, 2016, 258, pages S252” künyeli poster bildirisi ile 869 bildiri arasından AstraZeneca İlaç firması tarafından “Student Award for Innovation in Drug Safety” kategorisinde 3.’lük derecesini elde etmiştir.

Ankara Eski Havagazı Fabrikasının Sökümü Nedeniyle Çevreye Olası Asbest Yayılımı

Asbest özellikle 1980’lere kadar ısı izolasyonu gereken birçok alanda, bu arada binaların ısı yalıtımında da kullanılmış fibröz yapılı doğal silikat türevlerine verilen addır. Sonraki yıllarda bilimsel çalışmalarda solunan havada bulunması durumunda özellikle akciğer kanserine yol açabildiği anlaşılınca üretimi ve kullanımı yasaklanmış, kuzey Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nde önceki yıllarda ısı yalıtım amacıyla kullanıldığı binalardan çeşitli fiziksel tekniklerle temizlenmesi yoluna gidilmiştir. Yine aynı amaçla kullanılmış olduğu gemilerin sökümlerinin de özel önlemler alınarak yapılması ve hem işçilerin, hem de varsa yakın çevrede yaşayan halkın sağlığının korunması gerekmektedir.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara Maltepe’de bulunan ve uzunca süredir kullanım dışı olan eski havagazı fabrikasının kısmen sökülmesi sırasında yapımında kullanılmış olan asbestin çevreye yayılımının engellenmesi amacıyla yeterli önlem alınmadığı iddiaları vardır. Bu iddialar nedeniyle yakın çevrede yaşayan ya da çalışan insanlar veya okula giden öğrenciler üzerinde herhangi bir sağlık riski olup olmadığı ve risk söz konusu ise bunun boyutları yoğun tartışılmaktadır. Bu bağlamda Türk Toksikoloji Derneği’nden de bilgi ve değerlendirme talep edilmektedir.

Asbest partikülleri soluma havasında belirli konsantrasyonların üzerinde ve belirli süre solunması durumunda özellikle akciğerlerde mekanizması tam anlaşılamayan bir şekilde tümör oluşumuna neden olan bir maddedir. Havagazı fabrikasının sökümü ile ilgili olarak resmi açıklamada bahsedilen file ve branda germe uygun ve yeterli bir önlem olmamakla birlikte mevcut tesisin hangi kısmında asbest kullanıldığı, söküm sırasında asbestli kısımlara kesme, delme veya tabakalar halinde çıkarma gibi ne tür bir işlemin uygulandığı bilinmediği için alınan tedbirlerin ne kadar uygun olduğu hakkında yorum yapmak zordur. Sökümde çalışan işçilerde ve yakın çevrede yaşayan kişilerde sağlık riskini değerlendirmek için söküm öncesinde ve sırasında çeşitli mesafelerde solunan havada asbest partikül konsantrasyonunun ölçülmesi gerekirdi. Bu bilgi elimizde olmadan yorum yapabilmek ve riskin ne boyutta olduğunu söyleyebilmek ne yazık ki mümkün değildir. Bu andan itibaren yapılabilecekler havaya yayılması muhtemel asbest partiküllerinden bir kısmı kuru ve/veya yaş çökme ile, yarıçapı asbest emisyonunun şiddeti ve emisyon sırasındaki hava hareketleri (rüzgâr, yağmur vb.) ile değişecek şekilde havagazı fabrikası çevresinde yere çökmüş olabileceğinden, ayrıca yaya ve taşıt trafiği, rüzgâr gibi etkenlerle tekrar yerden kalkabileceği için zorunluluk olmadıkça bu civarda özellikle açık havada fazla zaman geçirilmemesi önerilir. Ancak bu bölgenin şehrin en işlek bölgelerinden birisi olması nedeniyle uzak kalmanın mümkün olmadığı durumlarda havagazı fabrikası merkezde olacak şekilde 4 km yarı çaplı bir alanda bir süre eczanelerde satılan maskeyle dolaşılması, kamu hizmetleri açısından ise bu bölgede özel vakum sistemleriyle yerlerin, partikül tutabilecek olan bina cephelerinin ve ağaçların temizlenmesi yerinde olacaktır. Söküm için yeterli önlem alınıp alınmadığı kontrol edilene kadar yürütmeyi durdurma kararı alınmış olması ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından işlemin uzman bir firmaya kontrol altında yaptırılacağının açıklanması olumlu gelişmelerdir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Türk Toksikoloji Derneği Yönetim Kurulu 

Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA)’nın Palmiye Yağı Raporundan Ne Anlaşılmalıdır?

 

EFSA’nın Mayıs 2016 tarihli bilimsel raporunda, palmiye yağının da içinde bulunduğu bitkisel yağlarda üretim ve kullanım esnasında, oluşabilen, aynı zamanda raporda belirtilen başka hazır gıdalarda da bulunabilen üç kirletici; glisidil yağ asidi esteri (GE), 3-monokloropropandiol (3-MCPD) ve 2-monokloropropandiol (2-MCPD) ve bunların yağ asidi esterlerinin insan sağlığı açısındanrisk değerlendirmesi yapılmıştır.

Bu değerlendirmede izlenen yol aşağıdaki gibi özetlenebilir; Herhangi bir kimyasal madde veya kirletici ile ilgili yapılacak risk değerlendirmeleri için temel olarak hayvan deneylerinde zararlı sonuçlara yol açtığı gösterilen veriler kullanılır. Bu zararlı sonuçlar karaciğer, böbrek, beyin v.d. organlar üzerindeki zararlı etkiler olabildiği gibi anne karnındaki bebek üzerinde istenmeyen etkiler,  üreme sistemine olan zararlı etkiler, genler üzerine zararlı etkiler veya kanser gibi zararlı etkiler olarak karşımıza çıkabilir. Hayvan deneyleri sonucu bu sayılan istenmeyen durumları oluşturan zararlı doz limitleri belirlenir.

Bu zarar veren limitler belirlendikten  sonra insanların bu zararlı maddeye gün içinde maruz kalabileceği tüm olasılıklar göz önüne alınarak maruz kalma senaryoları uygulanır ve bu senaryolar sonunda risk değerlendirmesi yapılacak olan kimyasal maddeye bir günde toplam maruz kalınması muhtemel olan miktar belirlenir.

Günlük maruz kalınması muhtemel miktar ile hayvan deneyleri sonucu zarar verdiği belirlenen doz arasında, çeşitli matematiksel orantılar kullanılarak insanlar içinbir günde maruz kalınabilecek en yüksek limit belirlenir. Belirlenen bu limitlerin aşılmaması için de gerekli tedbirlerin alınması tavsiye edilir.

Palmiye yağıyla ilgili EFSA raporunda da bu işlem yapılmıştır.  Palmiye yağı dahil bitkisel yağlar ve çeşitli gıda maddelerinde kirleticiolarak bulunan ve yukarıda adı geçen kirleticilerdenhakkında yeterli düzeyde hayvan çalışması bulunan GE ve 3-MCPD için toplum sağlığı açısından kaygı/risk  oluşturacak maruz kalma düzeyleri belirlenmiş ve bu maddelere maruz kalma düzeyleri de bebek, çocuk, yetişkin ve yaşlı grupları için ayrı ayrı hesaplanmıştır. Hakkında yeteri kadar hayvan deneyi verisi olmayan 2-MCPD ile ilgili kesin bir limit belirlemesi  ise  henüz yapılamamıştır.

Değerlendirmesi yapılan GE ve 3-MCPD’den GE’nin hayvan deneylerinde kansere neden olması nedeniyle dikkatleri arttırmıştır. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta, bu kirleticilerin insanda da mutlaka kanser yapacağı anlamına gelmediğidir.

Herhangi bir kimyasal madde hakkında sadece deney hayvanlarında yapılan çalışma sonuçlarına dayalı olarak konunun uzmanı olmayanlarca yapılan değerlendirmeler toplumda çok yanlış anlamalara yol açmaktadır. Bundan özellikle kaçınılması gerekmektedir.

Bu konuda yapılan en büyük yanlış, maddelerin sadece potansiyel tehlikesi üzerine yoğunlaşılmasıdır. Halbuki burada gerek insan sağlığı ve gerekse çevre sağlığı açısından toksikolojik risk değerlendirmesi yapan uzmanlarınyaklaşımı “Evet bu kimyasal madde toksik olabilir, son derece zararlı da olabilir, kanser bile yapabilir, ancak insanın buna maruz kalma ihtimali var mıdır, varsa ne kadar maruz kalınmaktadır, maruz kalınan miktarlar ne kadar risklidirve bu risk nasıl yönetilebilir” şeklinde olmaktadır.  Dünyanın en zararlı kimyasal maddesi bile olsa, eğer maruz kalmıyorsak bu maddeden herhangi bir tehlike beklenmez.

Bu konuyu biraz daha açacak olursak şu örnek değerlendirmeyi de yapabiliriz;

Epidemiyolojik ve deney hayvanlarında yapılan çeşitliçalışmalarla yüksek kalori alımı ile kanser oluşumu arasında çok kuvvetli ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışmalar nedeniyle de kanserin önlenmesi için insanlara kalori alımını kısıtlamaları gerektiği uyarıları yapılmaktadır. Bu demek değildir ki her kalorisi yüksek beslenen kişi kanser olacaktır. Amaç ihtimali azaltmaktır. Yine açık ateşte pişirilmiş ızgara etten, sigara dumanından kanserojen maddelere maruz kalındığı bilinmektedir. Tek başına stresin bile her türlü riskli duruma neden olabileceği göz ardı edilemez. Bilim, risk oluşturacak durumları belirler ve bunlar  için riski azaltıcı önlemleri önerir.

Burada vurgulanması gereken bir başka durum da vücudun savunma sistemidir. Kendi enerjisini, kendi elektriğini üreten vücudumuz son derece de kuvvetli bir savunma sistemine sahiptir. Bir insanın günlük yaşamında vücut için zararlı olabilecek molekül ve metabolitler oluşur, ancak savunma mekanizmalarımız bu zararlı olabilecek maddelerin etkilerini önler. Ne zaman ki bu savunmanın kapasitesi aşılır o zaman istemediğimiz sonuçlar meydana gelebilir.

Sonuç olarak EFSA raporunda palmiye yağı da dahil bitkisel yağlar ve bazı hazır gıdalarda bulunan GE ve 3-MCPD maddeleri için, hayvan deneyi sonuçlarından hareketle toplum sağlığı açısından risk oluşturacak maruz kalma düzeyleri belirlenmiş; özellikle bebekler ve küçük çocukların palmiye yağı da dahil bitkisel yağ bulunan gıdaları fazla miktarda tüketmeye eğilimli olmaları nedeniyle bu yaş grubunda riskin daha fazla olduğu bildirilmiştir. Bu riskli durumların belirlenmesinden sonra da söz konusu kirleticileri içeren gıdaların aşırı tüketilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Son söz olarak da “her şeyin azı karar, çoğu zarar” tanımlamasının ne kadar da haklı olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Hiç bir gıdanın abartılmadan tüketilmesi gerektiği, gıdaların yüksek sıcaklıklarda(200 derece üzerinde) pişirilmemesine özen gösterilmesi gerektiği, hareketli bir yaşam tarzının alınan kalorilerin ve kimyasal maddelerin uzaklaştırılmasında önemli olduğu, yapılabilirse stresi mümkün olduğu kadar azaltma, hazır gıda ve yağ içeren gıda tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiği unutulmamalıdır. Özellikle sadece mamayla beslenen bebeklerde başka bir beslenme ihtimali olmadığı için bebek mamalarının yukarıda bahsedilen kirletici düzeylerinin bilinmesi oldukça önemlidir.

Hazırlayan: Türk Toksikoloji Derneği Toksikolojik Risk Değerlendirme Çalışma Grubu

Prof.Dr. Ahmet Aydın

Prof.Dr. Sema Burgaz

Prof.Dr. Yalçın Duydu

Prof.Dr. Belma Gümüşel

Prof.Dr. Hande Gürer Orhan

 

 

Palmiye Yağı Konusunda Sağlık Risk Değerlendirme Özeti

Palmiye Yağı Hakkında Değerlendirmeler

Prof.Dr. Ahmet Aydın, Farmasötik Toksikoloj  Anabilim Dalı Bşk., Yeditepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi,  İstanbul

1. Genel bilgi

Palmiye yağı, yağ palmiyesi meyvesinin kırmızı renkli pulpasından elde edilen ve yenebilen bitkisel bir yağdır. Başlıca Afrika yağ palmiyesi (Elaeis guineensis) ve daha az miktarda da Amerikan yağ palmiyesi (Elaeis oleifera) ve maripa palmiyesi (Attalea maripa)’nden elde edilir.

Palmiye yağı, içerdiği yüksek miktarda beta karoten nedeniyle doğal halde kırmızımsı renklidir. Kırmızı rengi nedeniyle aynı bitkinin tohumundan elde edilen tohum palmiye yağı ve hindistan cevizi (Cocos nucifera) tohumundan elde edilen hindistan cevizi yağıyla karıştırılmamalıdır.

Palmiye yağı, yüksek derecede doymuş birkaç bitkisel yağdan birisi olup oda ısısında yarı katı haldedir.

Palmiye yağı, tropikal Afrika kuşağı, Güneydoğu Asya ve Brezilya’da  yaygın bir pişirme maddesidir. Düşük maliyeti ve kızartma esnasında oksidasyona olan dayanıklılığı nedeniyle dünyada ticari gıda endüstrisinde yaygın bir kullanım alanı bulmuştur.

Bileşimi

Yağ asitleri

Palmiye yağı, tüm diğer yağlar gibi başlıca gliserolle esterlenmiş yağ asitlerinden oluşmaktadır. Doymuş yağ asidi olan 16 karbonlu palmitik asit derişimi oldukça yüksektir. Bu bileşen, yağa palm yağı adının verilmesine de neden olmuştur. Tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit diğer başlıca bileşendir.

Palmiye yağının yağ asitleri bileşimi Şekil 1’de görülmektedir.

 

Karotenler

Kırmızı palmiye yağı, alfa karoten, beta karoten ve likopen gibi karotenlerce zengin bir yağdır.

2. İşleme ve kullanılışı

Birçok işlenmiş gıda palmiye yağı veya palmiye yağından elde edilen türevleri içermektedir. Rafinasyon işlemine tabi tutularak değişik türevleri elde edilmektedir. Kırmızı palmiye yağı, soğuk presle elde edilmekte ve şişelenmektedir. Pişirme yağı, mayonez ve salata yağı olarak kullanılmaktadır. Ucuz maliyeti nedeniyel tereyağı ve trans (hidrojenize) yağ yerine pastacılıkta kullanılması önerilmiştir, ancak LDL kolesterol seviyesinde artmaya yol açtığı için Amerikan Tarım Dairesi tarafından sağlıklı bir seçenek olarak değerlendirilmemiştir. Biyodizel yapımında da kullanılmaktadır.

3. Üretim

Dünyada en önde gelen iki palmiye yağı üreticisi olan Endonezya ve Malezya’nın 2012 yılı üretim geliri 40 Milyar Amerikan Doları olarak bildirilmiş. 1962 ile 1982 yılları arasında yıllık palmiye yağı ihracatı yarım milyon tondan 2.4 milyon tona çıkmıştır.  2008’de dünya yıllık palmiye yağı ve palmiye çekirdeği yağı üretimi 48 milyon ton olmuştur. FAO tarafından, 2020 yılında dünyanın talebinin ikiye katlanacağı, 2050’de ise üçe katlanacağı tahmin edilmektedir. Dünyada birinci sıradaki üretici Endonezya, ikinci sırada Malezya ve üçüncü sırada ise Nijerya gelmektedir.

4. Pazar payı

Her ne kadar teyide ihtiyaç duyulsa da Hamburg kaynaklı Dünya Yağ Ticareti Dergisi verilerine göre, 2008’de dünya yağ üretiminin 160 milyon ton olduğu bildirilmiştir. Palmiye yağı ve palmiye çekirdek yağının bu miktarın %30’unu oluşturduğu bildirilmiştir.

 5. Palmiye yağının risk değerlendirmesi

Avrupa Gıda Otoritesi (EFSA) Mayıs 2016 yılında yayınlamış olduğu bilimsel görüşle bitkisel yağ ve işlenmiş gıdalarda bulunan glisidil yağ asidi esteri (GE), 3-monokloropropandiol (3-MCPD), 2-monokloropropandiol (2-MCPD) ve bunların yağ asidi esterlerinden oluşan kontaminantların insan sağlığı için riskini değerlendirmişlerdir. Bu maddelerin bitkisel yağların 200 oC’nin üzerindeki sıcaklıklarda doğal aromalarını gidermek için uygulanan rafinasyon işlemi esnasında oluştuğu bildirilmiştir.

Glisidil yağ asidi esteri (GE)’nin ana bileşiği olan glisidol’ün hem genotoksik hem de karsinojenik olduğu bildirilmiştir.

3-MCPD’nin hayvan deneylerinde böbrek ve üreme organlarında hasar yaptığı bildirilmiştir. Ancak 2-MCPD toksisitesi hakkında yeterli veri olmadığı için tam bir değerlendirme yapılmamıştır. Bununla birlikte gıdalarda bulunan 3-MCPD miktarının yarısı kadar da 2-MCPD bulunacağını öngörmüşlerdir.

EFSA değerlendirmesinde, GE, 3-MCPD ve 3-MCPD esterlerinin gıdalarda bulunması bu gıdaları belli oranda tüketen genç tüketici grubunda ve yüksek miktarda tüketen tüm yaş gruplarında sağlık riskleriyle ilgili dikkatin artmakta olduğu bildirilmiştir. Özellikle mamayla beslenen bebeklerin GE’ye maruz kalmalarının sağlık için kaygı oluşturmayacak limitlerin 5 ila 10 katı kadar üzerinde olması dikkatleri özellikle arttırmıştır.

GE, 3-MCPD ve 3-MCPD esterlerinin başlıca palmiye yağı ve diğer bitkisel yağlarda, bunun yanında margarinlerde ve işlenmiş gıdalarda özellikle de pasta ve keklerde bulunduğu bildirilmiştir. Aynı zamanda bebek mamalarında da bulunmaktadır.

a. Gıdalarda bulunan miktarlar:

Yağlar: Palmiye yağı, GE ve 3-MCPD kontaminantlarını da en yüksek oranda içermektedir. Bu kontaminantlar bakımından ikinci en yüksek sırada olan margarinden bile 6 kata kadar daha yüksek olduğu bildirilmiştir (Şekil 2).

Şekil 2: Değişik yağların GE ve 3-MCPD miktarlarının ortalama/yüksek değerleri (μg/kg) (2012-2015 yılları arasında çoğu Avrupa Birliği ülkesinden toplanmış veriler.)

2 numaralı referanstan uyarlanmıştır.

Seçilmiş gıdalar: Ortalama 3-MCPD değerlerinin en yüksek miktarda pastane ürünlerinde bulunduğu, özellikle de pankek ve waffles gibi yüksek sıcaklıktaki yüzeylerde hazırlanan ürünlerde ve bisküvilerde aynı zamanda patates cipsinde de bulunduğu belirtilmiştir. Bebek mamalarında da azımsanamayacak kadar bulunduğu bildirilmiştir (Şekil-3).

Şekil 3: Seçilmiş gıdaların GE ve 3-MCPD miktarlarının ortalama/yüksek değerleri (μg/kg) (2012-2015 yılları arasında 17 Avrupa Birliği ülkesinden toplanmış veriler.)

2 numaralı referanstan uyarlanmıştır.

b. Gıdalardan maruz kalınan GE ve 3-MCPD miktarları

Avrupa’da elde edilen verilere göre:

Bebekler – bebek ve devam mamaları maruz kalınan GE ve 3-MCPD miktarının %50’sini oluşturmaktadır, bunu bitkisel yağlar ve bisküviler takip etmektedir.

Küçük çocuklar: bitkisel yağlar, bisküviler, pasta ve kekler, bebek ve devam mamaları ve yağda veya ızgarada kızartılmış etler başlıca maruz kalma kaynaklarıdır.

3  - 10 yaş arası çocuklar – pasta ve kekler, margarin, bisküviler; ilave olarak 3-MCPD için bitkisel yağlar, GE için yağda veya ızgarada kızartılmış etler, bazen de krem çikolatalar önemli kaynak oluşturmaktadır.

Ergenler, yetişkinler, yaşlılar – GE ve 3-MCPD için margarin, pasta ve kekler en önemli kaynağı oluştururken ergen ve yaşlılar için yağda veya ızgarada kızartılmış etlerle yetişkinler için krem çikolatalar GE maruziyeti için diğer önemli kaynağı oluşturmaktadırlar.

Şekil-4’de değişik yaş gruplarında vücut ağırlığı başına maruz kalınan GE ve 3-MCPD değerleri görülmektedir.

Şekil 4: Değişik yaş gruplarında vücut ağırlığı başına maruz kalınan GE ve 3-MCPD miktarlarının ortalama/yüksek değerleri (μg/kg vücut ağırlığı) (23 Avrupa Birliği ülkesinden toplanmış veriler.)

2 numaralı referanstan uyarlanmıştır.

 

c. Belirlenmiş olan sınır değerler

3-MCPD ile ilgili değerler: Yapılan deneysel çalışmaların sonuçları değerlendirildiğinde 3-MCPD için günlük tolere edilebilen alım miktar (TDI) 0.8 µg/kg vücut ağırlığı olarak belirlenmiştir.

Maruz kalma senaryoları sonucu bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocukların vücut ağırlıklarının kilogramı başına ortalama günlük maruz kalınan miktarın 0.5 – 1.5  µg/kg olduğu; bu grubun yüksek miktarda maruz kalanlarının ise maruz kaldığı değerin 1.1 – 2.6 µg/kg olduğu hesaplanmıştır. Ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı) grubunda ise ortalama maruz kalınan düzeyin 0.2 – 0.7 µg/kg; bu grubun yüksek miktarda maruz kalanlarının maruz kaldıkları miktarın ise 0.3 – 1.3 µg/kg olduğu hesaplanmıştır (Tablo-1).

Tablo-1: Değişik yaş gruplarında gıdalarla günlük maruz kalınan 3-MCPD miktarları.

Yaş grupları

Günlük maruz kalınan miktar

(µg/kg vücut ağırlığı)

Bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocuklar

ortalama miktara maruz kalanlar

0.5 – 1.5

yüksek miktara maruz kalanlar

1.1 – 2.6

Ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı)

ortalama miktara maruz kalanlar

0.2 – 0.7

yüksek miktara maruz kalanlar

0.3 – 1.3

Bu değerler göz önüne alındığında bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocukların ortalama düzeyde maruz kalanlarının TDI değerinde veya ondan biraz yüksek düzeyde maruz kaldıkları, yüksek maruziyet grubunda ise TDI değerlerinin üzerinde bir maruz kalma olduğu görülmektedir. Sadece mamayla beslenen bebeklerde ise ortalama maruz kalınan miktar olan 2.4 µg/kg’ın ve yüksek miktarda maruz kalanlarda ise 3.2 µg/kg’ın TDI değerinin oldukça üzerinde olduğu görülmektedir.

GE ile ilgili değerler: GE’nin genotoksik ve karsinojenik etkilerde bulunması nedeniyle TDI yerine maruz kalma sınırı (MoE) yaklaşımı benimsenmiştir. GE ile deney hayvanlarında yapılan çalışmalarda kanser oluşturucu miktar olarak vücut ağırlığının kilogramı başına günlük 10.2 mg/kg’lık referans maruz kalma değeri belirlenmiştir. Bu referans değerin insan günlük maruz kalınan GE miktarına bölünmesiyle de MoE değeri bulunmaktadır. Buna göre de  25.000  ve daha yukarısı MoE değerleri sağlık için kaygı oluşturmayacak değerler olarak kabul edilmiştir.

Maruz kalma senaryoları sonucu bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocuklarda ortalama günlük maruz kalınan miktarın vücut ağırlığı başına günlük 0.3 – 0.9  µg/kg olduğu; bu grubun yüksek miktarda maruz kalanlarında ise 0.8 – 2.1 µg/kg olduğu hesaplanmıştır. Ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı) grubunda ise ortalama maruz kalınan vücut ağırlığı başına günlük düzeyin  0.1 – 0.5 µg/kg olduğu hesaplanmıştır. Ergenlerde yüksek miktarda maruz kalanların günlük 0.4 – 1.1 µg/kg, diğer yetişkin ve yaşlı grupta ise yüksek miktarda maruziyetin günlük 0.2 – 0.7 µg/kg olduğu hesaplanmıştır.

Tablo-2: Değişik yaş gruplarında gıdalarla günlük maruz kalınan GE miktarları.

Yaş grupları

Günlük maruz kalınan miktar

(µg/kg vücut ağırlığı)

Bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocuklar

ortalama miktara maruz kalanlar

0.3 – 0.9

yüksek miktara maruz kalanlar

0.8 – 2.1

Ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı)

ortalama miktara maruz kalanlar

0.1 – 0.5

yüksek miktara maruz kalanlar

0.4 – 1.1 (ergenler)

0.2 – 0.7 (yetişkinler

Bu maruz kalma değerleri göz önüne alınarak hesaplanan GE’ye ait MoE değerleri bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocuklar için ortalama maruz kalanlarda 34.000 – 11.300 olduğu; yüksek maruz kalanlarda ise 12.800 – 4.900 arasında olduğu belirlenmiştir. MoE değerlerinin ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı) grubu için ortalama maruz kalanalarda 102.000 – 20.400 olduğu; yüksek maruz kalanlarında ise 51.000 – 9.300 arasında olduğu belirlenmiştir (Tablo-3). Sadece mamayla beslenen bebekler değerlendirildiğinde MoE değerinin ortalama maruz kalmada 5.400 ve yüksek maruz kalmada ise 2.100 olduğu hesaplanmıştır. Bebekler ve küçük yaş gruplarında sağlık için kaygı oluşturacak düzeyde GE’ye maruz kalabildikleri değerlendirilmiştir.

Tablo-3: Değişik yaş gruplarında gıdalarla günlük maruz kalınan GE miktarlarına ait maruz kalma limitleri (MoE).

Yaş grupları

MoE

Bebekler, küçük çocuklar ve diğer çocuklar

ortalama miktara maruz kalanlar

34.000 – 11.300

yüksek miktara maruz kalanlar

12.800 – 4.900

Ergenler ve yetişkinler (yetişkin, yaşlı ve çok yaşlı)

ortalama miktara maruz kalanlar

102.000 – 20.400

yüksek miktara maruz kalanlar

51.000 – 9.300

Bebekler-sadece mamayla beslenenler

ortalama miktara maruz kalanlar

5.400

yüksek miktara maruz kalanlar

2.100

Sağlık için kaygı oluşturmayan MoE değeri

>25.000

d. EFSA yorumu

Sonuç olarak EFSA uzmanları, TDI değerini aşan miktarlarda 3-MCPD’ye maruz kalmanın özellikle genç grupta sağlık için kaygı oluşturacağı;  kansere yol açma potansiyeli olan GE için ise 25.000 değerinin altında hesaplanan MoE değerlerinde maruz kalmanın sağlık için kaygı oluşturacağı değerlendirilmiştir. Sadece mamayla beslenen yüksek maruziyet grubu bebeklerde ise sağlık kaygısının oldukça yüksek olduğu değerlendirilmiştir.

Yine EFSA raporunda üreticilerin gönüllü olarak aldıkları tedbirlerle palmiye yağındaki GE düzeyini 2010 dan 2015 yılına kadar yarı yarıya azalttıkları değerlendirilmiştir.

EFSA raporu, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği ülkelerini tüketicilerin maruz kaldıkları miktarları azaltacak değişik tedbirleri almaları konusunda düşünmelerini tavsiye etmiştir.

6. Sonuç

Sonuç olarak palmiye yağı dahil bitkisel yağlarda üretim ve hazırlama esnasında oluşan kontaminantlar olan 3-monokloropropandiol (3-MCPD), 2-monokloropropandiol (2-MCPD) ve karsinojenik potaniyeli olan glisidol maddelerine maruz kalmanın mümkün olduğu kadar azaltılması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, özellikle küçük yaş gruplarının daha riskli grubu oluşturduğu ve konu hakkında yapılacak yeni çalışmaların takip edilerek konulan limitlerin geçerliliklerinin korunup korunmadığının değerlendirilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Her zaman söylediğimiz gibi zararsız hç bir madde yoktur, her madde yeterli miktarda alındığı takdirde zarar verebilir. Ne kadar az alınırsa o kadar risk azalacaktır. Zaten harici yağ tüketimi her zaman için dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Kaynaklar:

1.  EFSA Journal, Scientific Opinion: Risk for human health related to the presence of 3- and 2-monochloropropanediol (MCPD), and their fatty acid esters, and glycidyl fatty acid esters in food. EFSA Panel on Contaminants in Food Chain (CONTAM). Adopted: 3 March 2016

2. EFSA,  Chemicals in Food 2016. Ovvewiev of selected data collection.

3. Palm oil: https://en.wikipedia.org/wiki/Palm_oil (erişim tarihi: 17 Ocak 2017)

 

ERT Eurotox Kayıtlı Toksikolog Sistemi

ERT Sistemi

Leonardo Da Vinci Kimyasal Farkındalık Projesi

Kimyasal Farkındalık Projesi

GIDA Katkı Maddeleri ve Kontaminantları

Gıda Katkı Maddeleri ve Kontaminantları