TTD III. Bölgesel Sempozyumu Hakkında Bilgiler


12-14 Haziran 2014, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, İZMİR

001

Yeri

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, 1. Kat Konferans Salonu Bornova-İZMİR

Sempozyum Dili

Sempozyum dili Türkçe’dir. Öğleden sonraki “Arsenik: Maruziyet Kaynakları, Toksisitesi ve Risk Değerlendirilmesi”Paneli, yabancı konuşmacı nedeniyle İngilizce gerçekleştirilecektir. Panel dışında konuşmalar Türkçe yapılacak,bildiri ve bildiri özetleri Türkçe hazırlanacaktır.

Katılım Sertifikası

Sempozyum bitiminde tüm katılımcılara sempozyum katılım sertifikası verilecektir.

İptaller

Sempozyum katılım iptalleri 12 Mayıs 2014, pazartesi tarihine dek yapılabilecektir. Bu tarihten sonraki iptallerde para
iadesi yapılmayacaktır.

Bildiri Özeti ve Poster Hazırlama Kuralları

Bildiri özeti gönderme ve poster hazırlama kuralları, Sempozyum Düzenleme Kurulu tarafından belirlenmiştir. Özet
gönderimi 23 Mayıs 2014 tarihinde sona erecektir. Bildiri özetleri, Türk Toksikoloji Derneği Bülteni Özel
Sempozyum Sayısı’nda basılacaktır.

TÜRK TOKSİKOLOJİ DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI

19.10.2007 tarihinde gerçekleştirilen TTD 10. Genel Kurul kararı ile dernek kapsamında 5 çalışma grubu kurulmuştur. Bu grupların kurulma amacı, kimyasal maddelerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini öngörme ve korunma ile ilgili olarak halka doğru bilgilerin verilmesi yoluyla toplumsal bilinçlenmeye katkıda bulunabilmektir.

  • Klinik Toksikoloji Çalışma Grubu
  • Toksikolojik Risk Değerlendirmesi Çalışma Grubu
  • Kimyasal Mutajenezis Çalışma Grubu
  • Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji Çalışma Grubu
  • İlaç Güvenliliği ve Farmakovijilans Çalışma Grubu

Klinik Toksikoloji Çalışma Grubu

  • Çetin Kaymak, Koordinatör
  • Sinan Süzen
  • Hilmi Orhan
  • Terken Baydar
  • Seval İzdeş

Toksikolojik Risk Değerlendirme Çalışma Grubu

  • Yalçın Duydu, Koordinatör
  • Sema Burgaz
  • Hande Gürer Orhan
  • Belma Giray
  • Ahmet Aydın

Kimyasal Mutajenezis Çalışma Grubu

  • Bensu Karahalil, Koordinatör
  • Nurşen Başaran
  • Yalçın Duydu
  • Ülkü Ündeğer
  • Neslihan Kocabaş

Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji Çalışma Grubu

  • Hilmi Orhan, Koordinatör
  • Nurhayat Barlas
  • Cafer Turgut
  • Emre Durmaz
  • Murat Özmen

Farmakovijilans ve İlaç Güvenliliği Çalışma Grubu

  • Semra Şardaş, Koordinatör
  • Asuman Karakaya
  • Sinan Süzen
  • Benay Can Eke
  • Bensu Karahalil

 

 

Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji Çalışma Grubu

  • Hilmi Orhan, Koordinatör
  • Nurhayat Barlas
  • Cafer Turgut
  • Emre Durmaz
  • Murat Özmen

Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji 

Çevre toksikolojisi, fiziksel çevremizde bulunan kimyasalların yazgılarını ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini inceleyen toksikoloji alt dalıdır. Bu tanım her ne kadar çevremizde bulunan hayvan venomları, mikrobiyal ya da bitkisel kaynaklı toksinleri çağrıştırsa da, çevre toksikolojisinin uğraşı alanı insan kaynaklı sentetik kimyasallar ve insan aracılığıyla çevreye yayılan kimyasallardır. Bu kimyasallar literatürde “çevresel kirletici” ya da “çevresel kontaminant” olarak adlandırılırlar.

Çevre toksikolojisinde çevresel kirleticilerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri incelenir. Çevresel kirleticilerin insanlar üzerindeki toksik etkilerinin değerlendirilmesinde, standart hayvan modellerinden (fare ve sıçan gibi) olduğu kadar, söz konusu kimyasala maruz kalan çiftçiler, fabrika işçileri gibi grupların epidemiyolojik değerlendirilmesinden de yararlanılır. Çevre toksikolojisinin bir alt dalı olarak değerlendirilen ekotoksikoloji alanında ise çevresel kontaminantların ekosistemler, onların bileşenleri olan bitkiler, hayvanlar, tüm yabanıl yaşam ve bu bileşenlerin birbirleri ile etkileşimlerine bağlı olarak ortaya çıkan olumsuz etkiler incelenir. Bu inceleme besin zincirinin başlangıcından en üstte yer alan yırtıcıya kadar ekosistemleri oluşturan canlıların doğal yaşam ortamları içerisinde yapılır. Bu iki alan daha çok pratik nedenlerle birbirinden ayrılsa da önemli kesişme noktaları vardır; ekotoksikolojinin uğraşı alanı olan bitki ve hayvan dokularında çevresel kirletici miktarlarının belirlenmesi, bu canlıların besin zincirindeki diğer organizmalar ve insanlar tarafından yiyecek olarak tüketilmeleri durumunda maruz kalacakları kaynakları ve miktarları belirlemek açısından önemli ve gereklidir. Diğer taraftan insanda etkileri nispeten bilinen kimyasalların (örneğin ilaçlar) çevreye salınması durumunda biyosferde yer alan diğer canlıların karşı karşıya kalabileceği toksikolojik riskler, kısmen de olsa tahmin edilebilir.

Ayrıca kirleticilerin çevredeki etkilerine ilişkin kapsamlı bir inceleme, bu kirleticilerin çevredeki yazgılarını ve ekosistemlerin abiyotik bileşenleri ile etkileşmelerini de içermelidir. Bu nedenlerle çevresel kirleticilerin olumsuz etkilerinin kapsamlı bir biçimde araştırılması, birçok bilimsel disiplinin katkılarıyla mümkündür. Çevre toksikolojisi açısından bu değerlendirmelerin nihai amacı, çevrede halihazırda bulunan kirleticilerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin aydınlatması (retrospektif tehlike değerlendirmesi) ve herhangi bir kimyasalın çevreye salınması durumunda neden olacağı olumsuz etkilerin öngörülmesidir (prospektif tehlike değerlendirmesi). Bu değerlendirme süreçleri zaman içerisinde geliştirilmiş ve günümüzde toksikolojik risk değerlendirmesi kavramı ile özdeşleşmiştir. Çevremizde bulunan bir kimyasalın neden olduğu sağlık riskinin sayısal bir değer olarak belirlenmesi ve bilinen risklerle kıyaslanması, bu kimyasal için yapılacak yasal düzenlemelerin de temelini oluşturur. Ekotoksikolojide ise ekolojik tehlike değerlendirmesi süreci söz konusudur. Ancak insanoğlu yakın zamanlara kadar evreni insan odaklı olarak algıladığı için aslında çok önemli olan ekotoksikoloji alanında yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler, çevre toksikolojisi alanındakilere kıyasla nispeten daha azdır. Çevre toksikolojisi, insanı odak aldığı için sağlık bilimleri konusunda eğitim gerektirirken, ekotoksikoloji alanında ise yeterli düzeyde genel/sistematik biyoloji ve hayvan fizyolojisi konusunda eğitim almış olmayı gerektirir. Her iki alanın bir başka kesişme noktası ve bu alanda çalışacak kişiler için olmazsa olmaz koşulu, temel toksikoloji ve kimya bilgisinin yanıs sıra analitik laboratuar teknik ve yöntemlerinde yetkinlik ve hâkimiyettir.

Türk Toksikoloji Derneği-Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji Çalışma Grubu, bir yandan her iki alandaki bilimsel çalışmaların sürdürülmesi, geliştirilmesi ve bilgi paylaşımı amaçlı etkinlikler düzenlenmesi konusunda TTD Yönetim Kurulu’na önerilerde bulunacak, diğer taraftan ise, ülke ve dünya gündemindeki çevre sorunlarıyla ilişkili konularda TTD yönetim kurulunun talebi ya da grubun kendi inisiyatifiyle görüş/değerlendirme hazırlayarak dernek yönetim kuruluna sunacaktır. Ülkemizde bu alandaki çalışmaların geliştirilmesi, işbirliklerinin artırılması ve çalışmalarda bilimsel ve teknik/teknolojik kalitenin yükseltilmesi, çalışma grubumuzun asıl hedefidir.

Toksikolojik Risk Değerlendirmesi Çalışma Grubu

  • Yalçın Duydu, Koordinatör
  • Sema Burgaz
  • Hande Gürer Orhan
  • Belma Giray
  • Ahmet Aydın

Toksikolojik Risk Değerlendirmesi

Kimyasal maddelere maruziyet neticesinde oluşabilecek sağlık problemleri, ülkemizdeki her meslek grubunun yakından ilgisini çekmesi nedeniyle spekülasyonlara fazlasıyla açık bir konudur. Ancak toksikoloji alanında yeterli eğitimi olmayan kişilerin bu konu ile ilgili olarak yapmış oldukları yorumlar çoğu zaman maalesef doğru olmaktan çok uzaktır. Bu gibi doğru olmayan yorum ve bilgilendirmelerin medya vasıtası ile topluma duyurulması durumlarında ise çoğu zaman insanlar gereksiz bir panik haline sokulabilmektedir. Geçmişte bunun pek çok örneği yaşanmış ve yaşanmaya da devam edilmektedir.

Kimyasal maddelere uzun süreli (kronik) maruziyetler sonrasında insanlarda gelişebilecek sağlık sorunlarının değerlendirilmesinde yapılmakta olan belki de en büyük hata; maruz kalınan kimyasal maddenin tehlike potansiyeline göre değerlendirme yapmaya çalışmaktır (Hazard Assessment). Her kimyasal maddenin belli dozların üzerinde zehirli (toxic) etki gösterebilme potansiyeli zaten mevcuttur. Her kimyasal maddenin bu belli dozlar üzerinde gösterebileceği zehirli etkiler doğal olarak insanlar için bir tehlike (hazard) olarak algılanmaktadır. Ancak bu noktada unutulmaması gereken şey pek çok kimyasal maddenin de belli dozların altında insanlarda zehirli etki göstermeyecek olması gerçeğidir. Bu gerçekten hareketle, kimyasal maddelerin sadece tehlike potansiyellerine bakarak bu kimyasal maddelere maruz kalan insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri hakkında yorum ve bilgilendirme yapmaya çalışmak son derece yanlış ve gerçek dışı bir değerlendirme olacaktır. Ancak maalesef günümüzde kimyasal madde maruziyeti sonrasında insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri çoğunlukla kimyasal maddenin tehlike potansiyeline göre yapılmaktadır.

Bir kimyasal maddeye kronik maruziyet sonrasında insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri o kimyasal maddenin tehlike potansiyelinden çok, maddenin maruz kalınan dozuna (konsantrasyonuna) bağlıdır. Maruz kalınan bir kimyasal maddenin insanlarda herhangi bir sağlık sorunu oluşturup oluşturamayacağı konusunda bilimsel temellere dayanan bir yorum yapabilmek için “maruz kalınan miktarın” mutlaka bilinmesi gerekir. Maruz kalınan kimyasal maddenin hangi dozun (veya konsantrasyonun) üzerinde sağlık riski oluşturabileceği artık günümüzde bilinmektedir. Dolayısıyla herhangi bir kimyasal maddeye sağlık riski oluşturabilecek dozların (konsantrasyonların) altında maruz kalınmış olması, o kimyasal madde maruziyetinin insanlarda sağlık riski oluşturmayacağı anlamına gelecektir.

Maruz kalınan kimyasal maddenin dozuna (konsantrasyonuna) göre insanlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını değerlendirmek, kimyasal maddelerin zaten var olan tehlike potansiyellerine göre insanlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını değerlendirmeye çalışmaktan tamamen farklı ve bilimsel bir yaklaşımdır. Maruz kalınan kimyasal maddenin dozu (konsantrasyonu) göz önüne alınarak yapılan sağlık riski değerlendirmeleri toksikolojinin “Risk Değerlendirmesi” (Risk Assessment) başlığı altında yer alan temel konularından biridir. Bu nedenle kimyasal maddelere kronik maruziyet sonucunda insanlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunları hakkında doğru bir değerlendirme yapılabilmesi için toksikolojinin bu alanında eğitim alınmış olması mutlaka gereklidir.

Ülkemizde kimyasal madde maruziyetinin insan sağlığı üzerinde oluşturabileceği sağlık sorunları ile ilgili değerlendirmeler maalesef konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından yapılabilmektedir. Türk Toksikoloji Derneği (TTD) ülkemizdeki bu önemli sorunu doğru tespit ederek bu konuda toplumu bilgilendirme yönünde çalışmalar yapabilecek “Toksikolojik Risk Değerlendirmesi Çalışma Grubu”nu oluşturmuştur. Bu çalışma grubunun temel amacı; kimyasal madde maruziyetinin insanlarda oluşturabileceği sağlık risklerinin değerlendirilmesinde, kimyasal maddenin zaten var olan tehlike potansiyelinin değil (Hazard Assessment), maruz kalınan dozların (konsantrasyonların) göz önünde bulundurulmasının gerekliliği konusunda (Risk Assessment) toplumu ve gerekli kuruluşları bilgilendirmek olacaktır.

İlaç Güvenliliği ve Farmakovijilans Çalışma Grubu

  • Semra Şardaş, koordinatör
  • Asuman Karakaya
  • Sinan Süzen
  • Benay Can Eke
  • Bensu Karahalil

İlaç Güvenliliği ve Farmakovijilans

Farmakovijilans; ilaç güvenliliği ile ilgili sorunların saptanması, izlenmesi, değerlendirilmesi, ilaçlara bağlı olarak kısa ve uzun dönemde ortaya çıkması muhtemel advers etki/olayların önlenmesi ya da en aza indirilmesi ile uğraşan, farmakoloji, toksikoloji ve epidemiyoloji başta olmak üzere, ilgi alanında ilacın bulunduğu bütün bilim dallarıyla, endüstriyle, düzenleyici otoriteyle ve ilgili diğer kuruluşlarla yakın ilişki içerisinde olan multidisipliner bir çalışma alanıdır.

Türkiye’de konu ile ilgili bilimsel kamuoyunda ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerinde uzun zamandır üzerinde çalışılan farmakovijilans sistemi 2005 yılı ilk aylarında bir dizi yeni düzenleme ile Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü (İEGM) bünyesinde TÜFAM (Türkiye Farmakovijilans Merkezi) adı altında daha işlevsel hale getirilmiştir. Daha önce TADMER adı altında faaliyet gösteren TÜFAM, “22 Mart 2005;25763”tarih ve sayılı  Resmi Gazete’de yayımlanan “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Güvenliğinin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik” ile kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Avrupa Birliği’nin beşeri tıbbi ürünler ile ilgili mevzuatına da uyum sağlayan söz konusu bu yönetmelik ile “beşeri tıbbi ürünlerin güvenli şekilde kullanımlarının sağlanması için advers etkilerin sistematik bir şekilde izlenmesi, bu hususta bilgi toplanması, kayıt altına alınması, değerlendirilmesi, arşivlenmesi, taraflar arasında irtibat kurulması ve beşeri tıbbi ürünlerin yol açabileceği zararın en az düzeye indirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ile ilgili usul ve esaslar belirlenmeye” çalışılmıştır. İlaca bağlı riskin yönetimi ile halk sağlığını korumayı hedefleyen farmakovijilans sistemi, bu riske yol açabilecek veya bunları tespit edebilecek kişilere ve kuruluşlara bir takım önemli sorumluluklar yüklemektedir. Hastanelerde farmakovijilans irtibat noktası sorumlusu ilaç endüstrisinde farmakovijilans birimi sorumlusu, sözleşmeli araştırma kuruluşları ve düzenleyici otoritelerin farmakovijilans ile ilgili birimlerinde görev yapan çok sayıda kalifiye eczacı ve hekim bulunmaktadır. Bütün bu alanlarda, eczacılar ve hekimler ilaç güvenliliği konusunda veri toplamak, periyodik güvenlik güncelleme raporu(PGGR) hazırlamak ve sunmak, advers etki bildiriminde bulunmak, eğitim, danışmanlık ve monitorizasyon görevlerini üstlenmek, verilerin analizini yapmak, ilaç güvenliliğinde risk yönetim planı oluşturmak gibi önemli görevler üstlenmektedir. Yönetmelikte de belirtildiği üzere özellikle toksikologlar sahip oldukları önemli yetkiler ve sorumluluklar ile sistemin önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar

İlaçların üretimi, dağıtımı, reçeteli ya da reçetesiz tüketimi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir artış göstermiştir. Bu artışa paralel olarak ilaç güvenliliği, bütün ülkelerde ilgili kamuoyunda güncel tartışma konuları arasında yerini almıştır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde ölüm nedenleri arasında ilaçlara bağlı sorunların 4 ile 6. sıralarda yer aldığı, yine aynı ülkede sağlık harcamaları arasında ilaçlara bağlı sorunların tedavi maliyetinin arttırdığı rapor edilmektedir. İlaç güvenliliği ile ilgili yapılan araştırmaların ortaya attığı iddialar ve bazen bu araştırmaların yol açtığı skandallar, ilaç üreticilerinden hastalara ve düzenleyici otoritelere kadar ilaç kullanımı sürecindeki tüm kişileri/kuruluşları ilgilendiren krizlere yol açmaktadır. Muhatapların konuyla ilgili bilgi düzeylerinin artması, yaşanan bu krizlerin daha akılcı yöntemlerle çözümüne katkı sağlayacaktır.

Yeni ilaç geliştirme aşamalarında ilaç güvenliliği şüphesiz sıkı bir şekilde araştırılmaktadır. Ancak, pazarlama öncesi yapılan bu araştırmaların ilaç güvenliliğini tam olarak ortaya koyması ve elde edilen sonuçların toplumun geneline uyarlanması her zaman mümkün olmamaktadır. Bunun nedenleri arasında klinik öncesi yapılan toksisite araştırmalarının sonuçlarının her zaman insanlara uyarlanamaması, klinik çalışmaların kısa sürelerde tamamlanması nedeniyle uzun dönemde ortaya çıkması muhtemel problemleri yansıtmaması, bu araştırmaların denek seçimi aşamasında “araştırmaya dahil edilmeme” kriterlerinin çok geniş tutulmasından dolayı (steril hasta gruplarının kullanılması) elde edilen verilerin toplumun genelindeki durumu her zaman yansıtmaması, araştırmaların az sayıda kişi üzerinde yapılıyor olması ve nadir rastlanan advers olayların gözlenememesi, deneklerin araştırma protokolüne uyumunun çok sıkı takip edilmesi dolayısıyla hasta uyuncunu etkileyen bir takım faktörlerin ortadan kaldırılması, gruplar ve toplumlar arasında ilaçlara bağlı sorunların çeşitliliğini etkileyebilecek genetik ve kültürel farklılıkların bulunması gibi daha bir çok neden sıralanabilir. Bütün bu kısıtlamalar, ilaçların pazarlanma sonrası farmakovijilans yönünden daha yakından takip edilmelerini gerekli kılmaktadır.

Tüm bunlar, ilaçlara bağlı sorunların tespit edilmesi, izlenmesi, oluşmasına engel olunması ya da olası sorunun boyutlarının en aza indirilmesi, dolayısıyla hastalara daha güvenli farmakoterapi imkanı sunulması açısından ülkemizde de farmakovijilans sisteminin tam teşekküllü olarak çalıştırılması gereksinimini ortaya koymaktadır.

Sağlık mesleği mensuplarının ilaç güvenliliği konusundaki rollerinin giderek netleşmesi,  bu konuda yeterli düzeyde eğitim verilmesinin gerekliliğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İlk bakışta, gelişmiş ülkelerin kurduğu farmakovijilans sistemlerinden elde edilen verilerin, ekstrapolasyonla diğer ülkelerde de kullanılabileceği düşünülse de, ilaç kullanımında sosyo-kültürel, ekonomik ve genetik faktörler başta olmak üzere bir çok yerel faktörün rolü dikkate alındığında, ulusal farmakovijilans sistemlerine olan gereksinim daha iyi anlaşılmaktadır. Şayet geri bildirim yapılan sağlık mesleği mensubu farmakovijilans konusunda donanımlı ise, daha da önemlisi algıları advers etki konusunda açık ise, bu advers etkilerin ilgili üst merkezlere akışı sağlıklı olarak sağlanabilecek ve böylece farmakovijilans sisteminde ulusal bilgi akışı daha sağlıklı yürütülebilecektir.        

Çalışma grubumuzun asıl hedefi farmakovijilans konusunda toplumu aydınlatmak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak, ulusal ve uluslararası boyutta ilgili kişi kurum ve kuruluşların işbirliğine katkı sağlamak, ülkemizde ilaç güvenliliği ilgili ve eğitim faaliyetlerini hızlandırmak, ilaç güvenliliği ile ilgili bilimsel çalışmaların sürdürülmesi, geliştirilmesi ve bilgi paylaşımı amaçlı etkinlikler düzenlenmesi konusunda Türk Toksikoloji Derneği (TTD) Yönetim Kurulu’na önerilerde bulunmak, ülke ve dünya gündemindeki ilaç sorunlarıyla ilişkili konularda görüş/değerlendirme sunmaktır. Özetle çalışma grubumuz ülkemizde bu alandaki çalışmaların, işbirliklerinin artırılmasını ve çalışmalara bilimsel ve teknik/teknolojik katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Kimyasal Mutajenezis Çalışma Grubu

 

  • Bensu Karahalil, koordinatör
  • Nurşen Başaran
  • Yalçın Duydu
  • Ülkü Ündeğer
  • Neslihan Kocabaş

Kimyasal Mutajenezis

Kimyasal mutajenezis toksikolojinin alt dallarından biri olup, çevresel, mesleki, kontamine gıdalarla beslenme gibi yollarla kimyasal maddelere maruziyet sonucu oluşabilecek mutajenik etkiyi hücresel ve moleküler düzeyde araştıran, kimyasal maddelerin sebep olduğu mutajenezis sürecindeki etki mekanizmalarını inceleyen ve kimyasal maddelerin mutajenik ve sonrasında karsinojenik etki oluşturma riskini in vivo, in vitro ve epidemiyolojik çalışmalarla araştıran bir alandır. Kanser olgularında kimyasal maddelerin önemli bir payı olduğu bilinmektedir. Ancak moleküler düzeyde gelişim mekanizmaları özellikle tümörün gelişmesindeki moleküler değişikler konusunda halen önemli bilinmezlikler bulunmaktadır. Bu çalışma grubunun amacı mutajenezis ve karsinojenezisin hücresel seviyede geri dönüşsüz bir süreç olduğunu destekleyen çalışmalara ek olarak toksisitenin etki mekanizmasını aydınlatmaya yönelik çalışmalara da yoğunlaşarak bu eksiklikleri gidermeye yönelik araştırmalar yapmaktadır. Etkinin, maruziyetin ve duyarlılığın biyogöstergelerini kullanarak DNA ve RNA gibi makromolekülleri hedef alan çalışmalar yapmaktadır. Bu biyogöstergeler limit değerlerin tayin edilmesinde, toksisite mekanizmasının aydınlatılmasıyla hedefe yönelik tedavinin geliştirilmesine ya da kanserin yavaşlatılması, önlenmesi için sinyaller oluşturmaya çalışmaktadır. Genotoksisite testlerini uygulayarak ve gelişmiş DNA teknik/teknolojilerini kullanarak bireysel duyarlılıkları değerlendirerek kanser ve toksisite riskini araştırmaktadır. Ayrıca, kimyasal madde-çevre etkileşimlerini değerlendirerek sinerjik ya da aditif etki mekanizmalarını aydınlatmaya yönelik çalışmaları da içermektedir. Kanser riskini tahmin etmede alternatif yolakların ortaya çıkarılması için yeni teknolojileri tanımlayıp geliştirerek kullanmaktadır. Belirli bir kimyasal maddeye sürekli ve uzun süreli maruz kalınması bakımından mesleki maruziyet, önemli bir çalışma alanıdır. Yaptığı tüm çalışmalarda insanların (hastalar, duyarlı ya da dirençli insan grupları, işçiler gibi) sağlığı üzerine olumsuz risklerini değerlendirme, gerekli koruyucu önlemlerin alınması ve ilgili durumlarda regülasyonların getirilmesinde bilimsel öneriler sağlamaktadır.

Tüm bu bilimsel araştırmalar ışığında, Türk Toksikoloji Derneği-Kimyasal Mutajenezis Çalışma Grubu,  bu alanda yapılan bilimsel çalışmaların, yeni teknolojilerin ve analiz materyallerinin takip edilmesi, geliştirilmesi, bilgi transferi ve değişimi amaçlı etkinlikler düzenlenmesi konusunda görev yapacaktır.