Dernek Başkanından (42.Sayı)

Sayın Üyeler,

Toksikoloji ve derneğimiz adına yine önemli olaylar ve gelişmelerle dolu bir yılı geride bıraktık. 2015 içerisindeki son aktivitemiz 21-24 Ekim tarihleri arasında Çeşme’de TURKHELTOX’15 özel adıyla gerçekleştirdiğimiz 9. Uluslararası Türk Toksikoloji Derneği Kongresi oldu. Bu kongremizde diğerlerinden farklı olarak kurumsal düzeyde konuğumuz olarak Yunan Toksikoloji Derneği başkanı ve üyelerini ağırladık. Ege Denizi’nin iki yakasındaki iki toplum olarak toksikoloji alanında ortak bir aktivite yapma isteği, bu kongre ile gerçekleştirilmiş oldu. Kongre katılımcıları ve katılamayan üyelerimiz oturumlar, kahve araları, Kongre Yemeği ve son gün gerçekleştirilen Sakız Adası gezisi sırasında çekilen fotoğraflara TTD sitesindeki bağlantılardan ulaşabilirler (www.turktox.org.tr).

Kongrenin ilk günü olan 21 Ekim Çarşamba günü sabah ve öğleden sonra olacak şekilde iki oturum halinde toplam 4 sürekli eğitim kursu düzenlendi. “Genotoksisite ve Analizi” ve “Endokrin Bozucular” kursları daha önceki kongrelerimizde de düzenlenmiş olan ve halen ilgi gören kurslarken “Oksidan ve Antioksidanlar” ve “DNA Hasarı ve Onarımı” kursları ilk kez bu kongrede düzenlenmiş oldu. Ortalama her birinde 12’şer katılımcının olduğu kurslar konusunda katılımcılardan aldığımız geri bildirimler, kursların hem temel hem de ileri düzeyde bilgi içerdiği ve katılımcılara ilgili alanda yeni çalışma konuları açısından ilham sağladığı yönündeydi. Vurgulanan bu noktalar Düzenleme Kurulu ve dernek Yönetim Kurulu’nun tam da hedeflemiş olduğu amaçlar olması nedeniyle bizleri mutlu etti; ulusal ve uluslararası düzeyde daha güvenli bir çevrenin oluşturulması için çalışacak olan kariyerinin başlarındaki araştırmacıların eğitimine toksikolojinin bu özel alanlarında güncel bilgi ve deneyimin aktarılması yoluyla katkı sağlamak. Gerek oturumlarda yapılan konuşmalar ve tartışma bölümleri, gerekse yüz yüze görüşmelerde bu ilkelerimizin Yunan meslektaşlarımızca da paylaşıldığını gördük.

 

Açılış töreninin ardından Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Engin Berber tarafından “The Aegean from a Historian’s Perspective: Two Nations from Two Sides and the Environmental Point of View” başlıklı açılış konferansı, her iki toplumun tarih boyunca ilişkilerini irdeleyen ve paylaşmakta olduğumuz Ege Deniziyle ilişkili çevre sorunlarına değinen, toksikoloji kongrelerinde alışkın olduğumuz konuların dışında bir çerçevede geçti. Bu konuşmanın Türkçe tam metnine TTD internet sayfasından ulaşılabilir: www.turktox.org.tr (ana sayfa sağında “açılış konferansı” bağlantısı). Kongrenin diğer oturumları ve yapılan konuşmalarla ilgili ayrıntılı bilgi de yine TTD sayfasından edinilebilir.

2015 yılı içerisinde toksikolojiyi yakından ilgilendiren iki olaydan birisi, Alman üniversitelerinde toksikoloji departmanlarının sayısının sınırlandırılması/azaltılması girişimine karşı Alman Toksikoloji Derneği Başkanı tarafından Archives of Toxicology dergisinde yayınlanan ve toksikoloji disiplininin günümüz toplumları açısından gerekliliğini tarihçesi ve geleceğe dönük projeksiyonlarıyla birlikte irdeleyen makalesi idi (Gundert-Remy U et al. Arch Toxicol 2015; DOI 10.1007/s00204-015-1577-7). Gelişmiş toplumlarda yaşamın dinamik yapısına uygun bir şekilde toplumsal, bilimsel ve resmi yapılanmalar, olması gerektiği gibi, gereksinimlere göre şekillenirler. Almanya’da hükümet tarafından düşünülen bu uygulamanın nedenlerine makalede değinilmiyor ancak bunun nüfus ve Alman toplumunda toksikolojiye olan ihtiyaçla orantılı bir girişim olduğu düşünülebilir.

Bitirdiğimiz yıl içerisinde alanımızı ilgilendiren diğer önemli olay, IARC tarafından işlenmiş ve işlenmemiş kırmızı et tüketiminin karsinojenik potansiyelinin, yayınlanmış bilimsel veriler aracılığıyla değerlendirilmesi ve her iki ürünün sınıflandırılması oldu. Dünya Sağlık Örgütü’nün kanser konusundaki organı olan IARC’nin insanlarda kırmızı et tüketimi ile kanser gelişimi arasında ilişkiye yönelik sınırlı, ancak karsinojenik etkiyi destekleyen güçlü mekanistik kanıtlara dayanarak yaptığı bu değerlendirmesine göre kırmızı et muhtemel insan karsinojeni (probably carcinogenic to humans; Grup 2A) olarak sınıflandırılmıştır. Değerlendirmeye göre bu ilişki daha çok kolorektal kanserle gözlenmekle birlikte daha düşük düzeyde de olsa pankreatik ve prostat kanserleriyle de ilişki belirlenmiştir. İşlenmiş et değerlendirmesinde ise sınıflandırma çok daha kesindir; insanlarda işlenmiş et tüketimi ile kolorektal kanser arasındaki yeterli kanıta dayanarak işlenmiş et insan karsinojeni (carcinogenic to humans; Group 1) olarak sınıflandırılmıştır.

Uzmanlar kırmızı et tüketim miktarı ve şeklinin ülkeden ülkeye beslenme kültürüne bağlı olarak geniş bir aralıkta değişkenlik gösterdiğini vurgulamaktadırlar. Yine uzmanlarca yapılan kestirime göre günde 50 gramlık porsiyonlarla işlenmiş et tüketimi, kolorektal kanser riskini %18 artırmaktadır. Yayınlanan basın açıklamasında yine uzmanlar tarafından kırmızı etin aynı zamanda önemli bir besin değerinin olduğu, bu nedenle IARC’nin bu sınıflandırmasına yönelik olarak hükümetler ve uluslar arası düzenleyici kuruluşların işlenmiş ve işlenmemiş kırmızı et tüketiminin risk ve yararlarını dengelemek ve optimum diyet önerilerini (günlük tüketim miktarı açısından) sağlamak üzere risk değerlendirmesi yaptırmaları gerektiği vurgulanmaktadır (International Agency for Research on Cancer, Press release No 240, 26 October 2015). Aynı basın açıklamasında toksikoloji&sağlık bilimlerinde eğitimi olmayan toplum bireylerini bilgilendirmek amacıyla yine IARC uzmanlarınca bir “Q&A on the carcinogenicity of the consumption of red meat and processed meat” bölümü düzenlenmiş ve 27 soru ve yanıtıyla bu girişim başarılı bir şekilde yerine getirilmiştir.

Ülkemizde bilindiği gibi sömürülmeye en yatkın konulardan biri olduğu için kimyasal maddeler ve/veya teknolojik bazı yöntemlerin (GDO ve benzeri) insan sağlığı üzerindeki olası etkilerine yönelik olarak konuda uzman olmayan kişilerce bilim dışı bir şekilde sansasyon yaratılması ve bunun popülerlik ve zaman zaman maddi kazanç yolu olarak kullanılması sık sık gündeme geliyor. Kırmızı et konusundaki bu gelişmenin de bu kişilerce kötüye kullanılmamasını dilemenin ötesinde, toksikolojinin çeşitli alanlarında emek veren kişiler olarak bu girişimlerin önüne geçmek ve uzmanlığa ve bilgiye saygı temelinde bilimsel verilerle yorumlar yapılmasını sağlamak durumundayız. Çalıştığımız alanlardaki günlük araştırma, eğitim, uygulama ve bunun gibi görevlerin yanında en önemli toplumsal yükümlülüğümüzün bu olduğu düşüncesinde sizlerle hemfikir olduğumuzu sanıyorum.

Toksikoloji Bülteni’nin bu sayısında yine sizlerin katkılarıyla hazırlanmış bilimsel ve sosyal yazıları, haberleri ve değerlendirmeleri bulacaksınız. Sizlerin katkısı ve Bülten Yayın Kurulu’muzun dikkatli çalışmasıyla ortaya çıkan bu sayıyla ilgili keyifli okumalar dilerim.

TTD olarak 4-7 Eylül 2016’da İstanbul’da gerçekleştireceğimiz EUROTOX 2016 Kongresi hazırlıklarımız yoğun bir biçimde devam ediyor. En son Portekiz’in Porto kentinde yapılan 51. EUROTOX Kongresi kapanış töreninde İstanbul Kongresi, dernek başkanı olarak tarafımdan sunulmuştur.

Özellikle ülkemiz ve bölgenin içinden geçmekte olduğu bu zor zamanlarda elimizden gelen tüm çaba ile 2001 yılında TTD tarafından gerçekleştirilen ilk EUROTOX Kongresi’nde olduğu gibi çok iyi bir kongre gerçekleştireceğimize inanıyorum. Bu aşamada siz üyelerimizin kongreye katkısı ve katılımı olmazsa olmaz koşullardan birisidir. Ülkemiz katılımcıları için özel olarak uygulanacak katılım ücreti bilgisine kongre sayfasından ulaşılabilir (www.eurotox2016.com). Alanımızda dünyadaki en önemli birkaç kongreden birisi olan EUROTOX Kongresinde buluşmak üzere sevgi ve saygılarımı sunarım.

Prof. Dr. Hilmi ORHAN